1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Troit kanseri kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha sık görülüyor
Troit kanseri kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha sık görülüyor

Troit kanseri kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha sık görülüyor

AİLE içerisinde tiroit kanseri bulunan kişilerde, bu kansere yakalanma oranının daha yüksek olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Eser, troit kanserinin kadınlarda, erkeklere göre 3 kat daha sık görüldüğünü kaydetti.

A+A-
 

AİLE içerisinde tiroit kanseri bulunan kişilerde, bu kansere yakalanma oranının daha yüksek olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Eser, troit kanserinin kadınlarda, erkeklere göre 3 kat daha sık görüldüğünü kaydetti. Prof. Dr. Eser, “Kanser çok ileri bir evrede değilse genellikle bir şikayete neden olmuyor. Fakat boyunda şişlik, yutkunma ve ses şikayetleri, boyunda lenf bezesinin ele gelmesi tiroit kanserinin belirtileri arasında yer alıyor” dedi.

Tiroit kanseri türleri ve risk grupları hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mehmet Eser, iyot eksikliği olan bölgelerde tiroit kanserinin daha sık görüldüğünü söyledi. VM Medical Park Pendik Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Eser, “Boyunda şişlik, yutkunma ve ses şikayetleri, boyunda lenf bezesinin ele gelmesi tiroit kanserinin belirtileri arasında yer alıyor. Bunun yanında herhangi bir nedenle yapılan radyolojik tetkiklerde de saptanan şüpheli tiroit nodüllerinin ileri incelemeleri sonucu teşhis konulabiliyor” dedi.

Türkiye’de tiroit nodülü olan hastalarda tiroit kanseri sıklığının yüzde 6,5 olarak tespit edildiğini kaydeden Prof. Dr. Eser, “Kadınlarda görülme sıklığı yüzde 6,8 iken erkeklerde yüzde 4,9 olarak belirlenmiştir. Ülkemizde bazı bölgelerde; özellikle Karadeniz ve İç Anadolu’da tiroit kanserinin daha sık görüldüğü söylenebilir. Tiroit bezinde saptanan tek nodülün kanser olma olasılığı yüzde 55 iken, çok sayıda nodülün geliştiği multi nodüler guatr hastalığında yüzde 1 kanser saptanmaktadır” diye konuştu.

Tiroit bezinin yapısını tanımlayan Prof. Dr. Eser, “Tiroit bezi, nefes borusunun iki yanında yer alan iki parçadan ve bu iki parçayı birleştiren isthmus adlı bir parçadan oluşur. Kelebek şeklinde bir organdır. Bir de doğuştan bir kalıntı olan, uzunluğu kişiden kişiye değişen ve dil köküne doğru uzanım gösteren piramidal lob adı verilen parçası mevcuttur. Tiroit bezinin salgıladığı hormonlar, vücuttaki diğer hücrelerin enerji metabolizmasında önemli rol oynamaktadır. Çocukluk çağında tiroit bezinin az çalıştığı durumlarda büyüme gelişme ve zeka gelişimi geri kalmaktadır. Tiroidin iyi diferansiye kanserleri diye adlandırılan, papiller ve foliküler olmak üzere iki tip kanseri, tüm tiroit kanserlerinin yüzde 95’ini oluşturur. Medüller ve anaplastik tiroit kanserleri ise daha kötü gidişlidir ve daha az sıklıkla rastlanır” dedi.

Papiller tiroit kanserinin, tiroit kanserlerinin en sık rastlanan tipi olduğunu belirten Prof. Dr. Eser, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tüm tiroit kanserlerinin yüzde 80’ini oluşturan papiller tiroit kanserleri, genellikle 20 - 50 yaş arasında ortaya çıkıyor. Kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha sık görülüyor. Metastaz yapma şekli lenf yollarıyla oluyor. Genellikle çok yavaş büyüme ve geç yayılmaya meyilli kanserlerdir. Papiller tiroit kanserleri hastalarda boyun lenflerine yayılım olsa dahi genellikle tedavi sonuçları gayet iyi.

Foliküler tiroit kanserleri ise tiroit kanserleri arasında ikinci sık rastlanan kanser tipidir. Tüm tiroit kanserlerinin yaklaşık yüzde 15’ini oluşturur. Daha çok 40 - 60 yaş arası kadınlarda görülür. İnce iğne biyopsileri ve frozen ile tanısı mümkün olmayan, ameliyat öncesi en zor tanı konulan kanser tipidir. Lenf nodlarına yayılım yapabilir. Akciğer ve kemik metastazı başta olmak üzere uzak organ yayılımı foliküler kanserli hastalarda papiller kanserlere göre daha sık gelişir.”

Prof. Dr. Eser, tiroit kanserinin çok ileri bir evrede değilse genellikle bir şikayete neden olmadığını belirtti. Eser, “Sık olarak kişinin kendi boynunda fark ettiği bir nodülün veya doktor tarafından klinik muayenede ya da başka nedenlerle yapılan radyolojik görüntülemelerde tespit edilen şüpheli nodüllerin ileri tetkiki sonucu tiroit kanseri tanısı konur. Nadir görülen tip olan anaplastik tiroit kanseri, boyunda hızlı büyüyen kitle, ses kısıklığı, yutma güçlüğü gibi şikayetlere daha sık neden olabilirken, papiller, foliküler ve medüller tiroit kanseri tiplerinde bu şikayetler çok daha az sıklıkla görülebilir” dedi.

Tiroit kanserlerinin, ailesinde tiroit kanseri olan kişilerde ve 40 yaşın üzerinde daha sık görüldüğünü de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Eser, “Nükleer kazalarda olduğu gibi yüksek radyoaktiviteye maruz kalan çocuklar başta olmak üzere tüm bireylerde tiroit kanseri gelişme riski artar. Bu risk artışı kişide 40 yıl boyunca etkisini sürdürebilmektedir. Çernobil faciası sonrası yüksek radyasyona maruz kalan bölgelerde tiroit kanseri artışı görülmüştür. Ülkemiz genelinde ve özellikle Karadeniz bölgesindeki tiroit kanseri vakalarının artışından bu kaza sorumlu olabilir” ifadelerini kullandı.  

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.