1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Uygur Türklerinden Birleşmiş Milletler'e çağrı!
Uygur Türklerinden Birleşmiş Milletler'e çağrı!

Uygur Türklerinden Birleşmiş Milletler'e çağrı!

Çin Toplama Kamplarında tutulan ailelerinin bırakılması amacıyla Doğu Türkistanlı kamp mağdurları ve avukatları olarak BM insan Hakları Konseyi’ne yapmış oldukları başvuru ile ilgili basın toplantısını gerçekleştirildi

A+A-

Çin Toplama Kamplarında tutulan ailelerinin bırakılması amacıyla Doğu Türkistanlı kamp mağdurları ve avukatları olarak BM insan Hakları Konseyi’ne yapmış oldukları başvuru ile ilgili basın toplantısını gerçekleştirildi

2256ecd8-5a11-48c4-8bed-acb7730400ce.jpg

İşte O basın açıklaması

Doğu Türkistan’da yaşayan halk dinleri ve etnik kökenleri nedeniyle toplu bir yıkım ve yok edilmeyle karşı karşıyalar. Özellikle 2017'den beri Çin Halk Cumhuriyeti, Kazak ve Uygurlara karşı sistematik ve şiddetli bir kampanya başlattı. Doğu Türkistan'daki Çin toplama kampları İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Nazi kamplarından bu yana dini bir azınlığı hedef alan en büyük saldırı özelliğini taşıyor. Neredeyse Doğu Türkistan bölge olarak üst düzey gizlilik taşıyan devasa bir kamp niteliğine büründü. 
BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi, BM Zorla veya Gönülsüz Kaybetmeler Çalışma Grubu, BM Keyfi Tutulmalar Çalışma Grubu gibi birçok BM mekanizması Çin Hükümeti tarafından Uygur ve Kazak kökenlilere karşı korkunç ihlallerin 2017 yılından itibaren ciddi bir artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Çin toplama kamplarındaki kitlesel zulüm ve kültürel soykırım sisteminin amacı, Uygur kültürünü ve kimliğini silmek ve değiştirmek ve onun yerine Han merkezli bir Çin kültürü ve kimliği yerleştirmeye çalışmaktır. Dikkat çekici bir şekilde, Çin’in “Dini daha Çinlileştirme” ve toplumu homojenleştirme amacı, uluslararası insan hakları hukukuna aykırı olarak sistematik bir yok etmeye, benliğini ve kimliğini tamamen kaybettirmeye yönelik beyin yıkama ve asimilasyon gerçekleştirmekte, bu durumun kendisi işkence iken buna direnenler daha korkunç fiziksel işkencelere maruz kalmaktadır. 

Tüm bu hususları ve detayları içeren başvurularımızda belirttiğimiz üzere Çin; Doğu Türkistanlılara yönelik dini ve etnik temelli, soykırım, kasten öldürme, işkence, kötü ve zalimane muamele, zorla kaybettirme, hürriyeti tahdit, adil yargılanma hakkı ihlali, haksız ve keyfi tutma, toplama kamplarında, karakol ve cezaevlerinde işkence ve tecavüz, zorunlu kürtaj ve kısırlaştırma uygulaması, zorla Çinlilerle evlendirme, Akraba Aile Projesi adı altında ev içine Çinli erkeği zorla kabul ettirme, zorla uzak bölgelere taşınarak, buralarda zorunlu çalıştırma, vb. suçlar işlemektedir. Birçok tutuklu, kamplara nakledilmeden önce polis karakollarında yapılan sorgulamalar sırasında işkence veya kötü muamele görmüştür. Toplama kamplarında ve aile içinde evlere yerleştirilen Çinli memurlar tarafından Uygur kadınlara yönelik tecavüz ve cinsel saldırı vakaları kamplardan bir şekilde çıkabilenler tarafından ortaya konulmuştur. Bu suçlara maruz kalan Çin vatandaşı Doğu Türkistanlıların yanı sıra Türkiye vatandaşları da mevcuttur. Türkiye’de yaşayan Müvekkillerimiz adına onların kamplarda tutulan aileleri için yapmış olduğumuz başvuruda çok önemli bilgi, belge, rapor ve delillere yer verilmiştir. 

Başta Birleşmiş Milletler Keyfi Tutulmalar Çalışma Grubu kararlarında ve birçok BM özel raportörünün raporlarında ifade edildiği üzere Çin Halk Cumhuriyeti’nin, Uygur Türklerine karşı kitlesel keyfi ve gizli alıkoyma (arbitrary mass and secret detention) uygulamaları ve diğer ağır uluslararası hukuk ihlalleri insanlığa karşı suç seviyesine ulaşmıştır. Gerçekten, Çin Halk Cumhuriyeti Doğu Türkistan’da (Sincan Özerk Bölgesi) yaşayan Uygur Türklerine etnik ve dini mensubiyetleri nedeniyle insanlığa karşı zülüm (persecution) suçunu işlemektedir. Bu noktada, BM kaynakları tarafından da ifade edildiği üzere güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgiler, neredeyse üç milyona yakın Uygur Türkü’nün tutulduğu yeniden eğitim adını taşıyan ancak, başta işkence ve beyin yıkama faaliyetlerinin yaygın olarak kullanılması nedeniyle Nazi toplama kampları ve Gulagları hatırlatan bu kamplardaki insan hakları ihlallerine acilen son verilmesini gerektirmektedir. Bu çerçevede, bu kitlesel keyfi tutuklama kamplarındaki insan hakları ihlallerinin soruşturulması gerekmektedir. 

Bugün BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’na yaptığımız bu başvurularla, bir nebze de olsa üç milyondan fazla Uygur Türkünü temsilen Çin Halk Cumhuriyeti’nin keyfi tutuklama, zorla kaybettirme ve sistematik işkence fiillerini göz önüne sermek ve başvurucuların ivedilikle salıverilmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Bu nedenle, BM uzmanlarının açıklamalarında vurguladıkları gibi, Çin'e özel bir BM izleme mekanizmasının oluşturulması için Çin İnsan Hakları Konseyi'nin özel bir oturumuna acilen ihtiyaç vardır. Müvekkillerimizin aileleri her gün onarılmaz ve geri dönülmez mağduriyetlere maruz kalmaktadır. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet ve beraberindeki heyetin ziyareti Müvekkillerimizi, dünyanın dört bir yanındaki Doğu Türkistanlıları ve vicdan sahibi herkesi umutlandırmıştır. Bu başvurularımız neticesinde toplama kampları nedeniyle Çin’e Karşı Uluslararası Yargı Yolu Açılması için elimizden gelen çabayı ortaya koyacağız. 

10.05.2022, İstanbul 
Toplama Kampı Mağdurları ve Avukatları
 

931e3bf3-c497-452d-bbd0-c95caabf1bc1.jpg4856bcba-d2c9-4244-baff-fc59a0e03e1b.jpg80e95dc9-89d5-4ecb-82d0-5a131798dccb.jpg84e1a21e-f54e-4a1c-9118-6d9b0ac843b8.jpg

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.